"NİŞ ÜRÜNLERLE DÜNYAYA AÇILDIK"

Ali Sağlam’ın Trabzon’da marangozlukla başlayan girişim hikayesi bugün üçüncü kuşağın yönetiminde ki Albox markası ile Fransa’dan ABD’ye dünyanın birçok ülkesine ulaştı. Albox Yönetim Kurulu Başkanı Olgun Sağlam, otelden başkonsolosluk ofisine, şarap kavından ev tasarımına kadar önemli ve niş projelerde yer aldıklarını söylüyor.

Türkiye modüler mutfak ve banyo sektör büyüklüğü 1 milyar dolara ulaştı. Pazarın yüzde 30’u markalı firmaların, yüzde 70’i ise kurumsal olmayan atölyelerin elinde. Gelişime açık bu pazara marangozlar hâkim. Bu pazarda atölye ile başlayıp dünyaya açılan girişim hikayeleri de mevcut. Girişimci Ali Sağlam’ın Trabzon’da marangozlukla başlayan girişim hikayesi bugün Albox markası ile Fransa’dan ABD’ye kadar dünyanın birçok ülkesine ulaşmış durumda. Yılda 8 bin adet kapı, 4 bin adet mutfak ve banyo dolabı üreten marka, otelden başkonsolosluk ofisine, şarap kavından ev tasarımına kadar önemli ve niş projelere hizmet veriyor. Markayı ve çalışmalarını üçüncü kuşak temsilcisi Albox Yönetim Kurulu Başkanı Olgun Sağlam ile konuştuk.

Kuruluş hikayenizden bahseder misiniz?
Dedem Ali Sağlam’ın öncülüğünde kurulan markamızın öyküsü Trabzon’da başlıyor. Dedem marangozluk işleriyle uğraşıyormuş. Babam Osman Sağlam, babası Ali Sağlam’dan aldığı bir testere ve bir keserle 1976’da İzmit’te mesleği icra etmeye başlıyor. 1987’de İstanbul’da Kadıköy’de inşaatların hızlandığı dönemde, 250 m2Tik bir alanda inşaatların doğrama işlerini yapıyor. 14 yaşındayken babamın yanında çalışmaya başladım. 1991’de 250 m2’lik atölyemizi iki katına çıkardık. Konut sektörünün hızlanmasıyla projeksiyon işlerine yöneldik. Bir evin kapılarından mutfağına, banyosundan holdeki ahşap kaplamalarına kadar A’dan Z’ye tüm işleri yapar duruma geldik. Hatta size şöyle söyleyeyim, bilgisayarların iş hayatına daha yeni yeni girmeye başladığı bir dönemde, çizim programları yokken excel üzerinde projeler çiziyorduk. 2006 yılında ise büyüyen yapımızla birlikte kurumsallaşma çalışmalarımız başladı.

“KDV en önemli sorun”
“Sektörümüzün en büyük sorunlarından bir tanesi KDV. KDV’deki farklı oranlar fiyatları oluştururken sıkıntı oluşturuyor. Bütün ihracatçılar gibi kurun düşmesi ya da yükselmesinden ziyade istikrarlı olmasından yanayız. Tasarım, bu ülkenin bence öncelikli üzerinde durması gereken konuların başında. Köklü bir geçmişimiz var. Gelenekseli geleceğe taşıyabilecek tasarımlar ortaya koyabiliriz. Ar-Ge kısmında önemli bir noktaya geldik ancak tasarımı da bir an önce çözmemiz gerekiyor.”

Markalaşma süreciniz nasıl oldu?
Mekanlara yaşam katan markamız Albox’ın ismini bulduk. ‘Al’ kırmızının enerjisini, yaşamı anlatıyor, ‘Box’ ise mekanları ifade ediyor. Bu süreçte biz bir yandan kendi markamızla tasarımlar sunarken, bir yandan da Almanya’nın en büyük mutfak üreticisinin Türkiye distribütörlüğünü de üstlendik. Distribütörlük, tasarım anlamında bize çok şey kattı. 2012’de ilk mağazamızı açtık. 2015 yılında da ilk ihracatımızı gerçekleştirdik. Markamızın temellerini attığımız atölyemiz hâlâ duruyor. Fabrikasyon üretim dışında, elle yapılması gereken, zanaat yönü yüksek tasarımları orada gerçekleştiriyoruz. Ataşehir’de fabrikasyon üretim gerçekleştirdiğimiz bir fabrikamız daha var. Bir de mağazamız bulunuyor. Aynı zamanda kırılmaz ve patlamaz cam üreticisi Almanya merkezli firmanın Türkiye’deki tek temsilcisiyiz.

Bu yılı nasıl tamamlayacaksınız, 2023 hedefleriniz neler?
Şu anda fabrikamızda 100 kişilik bir ekibimiz var. Yılda 8 bin adet kapı, 4 bin adet mutfak ve banyo dolabı üretiyoruz. İhraca odaklı olan firmamız, bu yılın ilk çeyreğini pandemi şartlarına rağmen iyi bir dönem geçirdi. Önceki yıla oranla mevcut ihracat yaptığımız ülkelere ek olarak 4 yeni ülkeyle beraber ihracatımızı yüzde 30 arttırdık. Sektör olarak ilk çeyrekte 1.2 milyar dolar ihracata ulaşarak ihracatta son yılların rekoru kırıldı ve 2022 yılı hedefi olan 6 milyar dolara ulaşıp üzerine çıkacağız. 2022’de odaklandığımız Avrupa ve ABD pazarından pay almak ve bu pazarlarda marka değerimizi artırmak için bayi ağımızı iş ortaklarımızla iletişimi kolaylaştırmak için fuarlara katıldık. Metaverse dünyasında kurduğumuz ekibimizle dünya vatandaşlarının yakında hizmetine sunacağız. 15 milyon TL yatırımla yeni fabrikamızı hayata geçirmiştik. 2022’nin ilk çeyreğinde kapasitemizi yüzde 20 artıran CNC makinelerle destekledik. Üretmek kadar nakliyesi teslim öncesi ve sonrası sunumunda önemli olduğunu düşünüyoruz. Her ürün için özel koli ve paketleme ünitesi tesis ettik. Albox’ı temsil edecek nitelik ve özellikte son kullanıcının önünde Albox kalitesini, yani bizi ve ekibimizi temsil edecek bir finali önemsiyoruz.

Bu yıl pazara yeni ürünler sundunuz mu?
Yılın ilk yarısında, Fişekhane’de yaptığımız “Seed-Yeşil mutfak” lansmanıyla yeni ürünümüzü tanıtıp kullanıcıların beğenisine sunduk. Toprak temalı ürünümüz, insanoğlunun varoluşuyla başlayan hayat hikayesinde ahşap, doğumdan yaşama en özel mekanları oluşturmuş, o günden bugüne kadar hep hayatımızın bir parçası olmaya devam ediyor. Tükettiğimiz doğanın insan hayatındaki etkisi, tükettiklerimizin geleceğe ve yine insanın ihtiyaçlarını karşılayamayacak olması biz Albox ailesini düşünmeye arayışa ve bunun sonucunda buluşa, sadece teoride değil pratikte sürdürülebilir yaşam alanlarındaki mobilyaları (mutfak) planladık. Toprak ile birleşen her canlıyı yaşatmaya ve yeşertmeye muktedir olduğunu hatırlatmayı ve hatırlamayı hedefledik. Şimdi de yeşil mutfağı geliştirerek, gıda atıklarını kompost ve evcil hayvan maması olarak geri dönüştürme çalışmalarımız devam ediyor.

Yıl sonuna kadar yurtiçi ve yurtdışında kaç mağaza açma hedefiniz var?
İstanbul, Ankara, İzmir, Bodrum, Bursa, Antalya, Samsun, Konya, Şanlıurfa’da devam eden yetkili satıcılık görüşmelerimizden tercihimizi yaparak 6 noktada Albox’ı açmayı hedefliyoruz. Yurtdışında ise 3 yeni nokta dahil olacak.

İhracat hedefleriniz neler?
Rusya’yı merceğimize aldık. Bu pazarı değerlendirmek istiyoruz. Aynı zamanda Avrupa’daki pazarlarımızı da artırmak istiyoruz. İhracat her firma gibi bizim için de oldukça değerli. İhracatımızı, ciro içerisinde yüzde 30’lardan 40’lara getirmek istiyoruz. Şu anda Romanya, Fransa, Arnavutluk, Almanya gibi ülkelere ihracatımız bulunuyor.

Müşteri beklentilerinde nasıl bir değişim yaşanıyor?
Tüketici yeninin peşinde. Pandemiyle birlikte mikrop barındırmayan nanoteknolojik mutfaklar ön plana çıktı. İçerisinden masa çıkıp mutfak ve çalışma odası olabilen mutfaklar ya da 300 dereceye kadar yanmayan tezgahlar öne çıkıyor. Tüketici konforu, teknoloji ve tasarımı bir arada görmek istiyor. Bizim amacımız da onların hayatlarını kolaylaştırmak.